Nostalji & Solastalji

Konu Başlıkları

İnsan, yaşadığı ortamı etkileyen ve yaşadığı ortamdan etkilenen bir varlıktır. Psikolojik açıdan insanın yaşadığı sosyal ve biyolojik çevresini incelemek, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarını anlama noktasında aydınlatıcı niteliktedir.

Sosyal çevreyi; kişinin içinde bulunduğu aile ve iş ortamı, arkadaşları, dostları, sanal dünyadaki ilişkilerinin bütünü şeklinde tanımlayabiliriz. 

Biyolojik ve cansız çevre tanımında ise her ne kadar canlılardan oluşan çevreyi ifade etmek istesek de bu tanımın içerisine cansız çevreyi de eklememiz gerekir. Çünkü insan nesnelerden de etkilenen bir varlıktır.

Cansız çevreyi ifade edecek olursak: Yaşam alanına dahil apartman, alışveriş merkezleri, caddeler, sokaklar, okul, üniversite, çalışılan kurumsal yapılar şeklinde sıralayabiliriz. Mimari yapılar, insanların kullanacağı alanlara dahil olduğu için bu yapıların tasarımında insanın ihtiyaçlarının, psikolojisinin, doğanın ve çevrenin göz önünde bulundurulması büyük önem taşır.

Ekolojik Anksiyete

Günümüzde çoğalmaya devam eden…

  • Ticari Amaçlı Yapılar: Alışveriş merkezleri, gökdelenler, kurumsal yapılar.
  • Modern Yaşam Alanları: Siteler, apartmanlar, toplu konutlar, rezidanslar
  • Endüstriyel Alanlar: Üretim tesisleri, sanayi bölgeleri, kömür madenleri, altın madenleri gibi

…insan yaşamını tarihte eşi benzeri görülmemiş bir düzeyde etkiler hale gelmiştir.

Mimaride Narsistik Öğeler

Dışarıdan estetik görünen, mimari açıdan kusursuz olsa da insan psikolojisi üzerine etkileri göz önünde bulundurulmaksızın girişilen bazı mimari projeler ise, her ne kadar ticari anlamda bir zenginlik olarak görülse de, temelinde doğaya bilinçsiz bir müdahale ve bilinçsiz bir tüketim anlayışını da beraberinde getirdiği için toplumların psikolojik anlamda ve doğayla etkileşim anlamında fakirleşmeleri ile sonuçlanmaktadır.

Bu yoğun tüketim anlayışı içinde narsistik öğeler de mevcuttur. Evrenin efendisi, doğanın asıl sahibi olarak insanlığın özne olarak kendisini görmesi söz konusu duyarsız tüketimin yolunu açan tehlikeli anlayışlardan biridir.

Bu makalemde geçmiş yaşantılar ve doğanın tahrip edilmesinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini Solastalji kavramı üzerinden incelemekteyim. Solastalji kavramının nispeten yeni bir kavram olmasından dolayı, öncelikle Nostaljinin ele alınması faydalı olacaktır. 

Eve Dönememenin Acısı

Nostalji kelimesi her ne kadar klasik anlamda, geçmişe duyulan özlem anlamına gelse de kelimenin kökeni farklı kavramlara uzanır. Nostalji kelimesi Yunanca “nostos” ve “logos” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Nostos, eve dönüş anlamına gelirken, logos ise acı ve özlem anlamına gelir. Bir bakıma “eve dönememenin acısı” olarak da okuyabiliriz bu kelimeyi.

Nostalji aslında ilk olarak 1668 yılında evinden uzakta ve depresyon yaşayan İsviçreli askerlerin tıbbi / psikolojik durumunu tanımlamak için ortaya konulmuş bir kavram olmuştur. Kelimenin kökeni Almanca vatan hasreti anlamına gelen “Heimweh” kelimesine kadar uzanır. Nostalji o dönemlerde ölüme sebep olabilecek kadar ciddi bir teşhis olarak görülüyordu. 1867 yılında yayınlanan bir rapora göre: Amerika’daki iç savaş döneminin (12 Nisan 1861 – 12 Nisan 1865) ilk yılında 13 Kuzeyli askerin nostalji tanısıyla öldüğünü belirten belgeler mevcuttur. Kelimenin günümüzdeki kullanımı ise 1920’li yıllara dayanır. 

Nostalji duygusu, hisseden kişiye bir yönden acı verir. Çünkü özlediği anlar ve yaşantılar geçmişte kalmıştır; o duygulara ve yaşantıya artık erişim sağlanamaz, ulaşılamaz. Bir aracın yan aynasına (rearview mirror) bakıldığında hızla uzaklaşılan, küçülerek kaybolan nesneler misali, artık çok uzaktadırlar. Nostalji, bir yandan da kişinin kendi içinde tekrardan güzel duygular yaşamasını sağlar. Çünkü güzel, özlenen anılarla bir yaşantı vardır.

Beynimizin Modifiye Ettiği Anılar

İlginçtir ki, yapılan bazı araştırmalar, aslında nostaljik anılara duyulan özlemin aslında o kadar da güzel zamanlar olmadığına işaret etmektedir. Özellikle sosyal medyada, odun sobası, çaydanlık, kestane, mandalina kabukları ile süslü anıların ve herkesin aynı sofrada oturup yemek yediği zamanların en güzel zamanlar olduğuna dair nostaljik söylemlerin aslında bilimsel çıkarımlarla ters düştüğü keşfedilmiştir. Çünkü insan, geçmiş anılarını düşündüğünde özellikle ona rahatsızlık veren anılarını yeniden yapılandırır. Anıları olduğu gibi değil de görmek istediği biçimde şekillendirerek saklar ve hatırlar. Beyin, seçici bir şekilde düşünür ve geçmişinin en karanlık dönemlerindeki yaşantının içinden iğne ucu kadar aydınlığı hatırlamaya çalışır. Çünkü insan, gerek psikolojik savunma mekanizmalarıyla gerekse de diğer stres ve travmayla baş etme biçimleriyle bir anlamda geçmişin yükünden, önüne bakmasını engelleyen yükten kurtulmaya çalışır. Aksi durumda geçmişe takılıp kalarak zaman kayması metaforuna benzetebileceğimiz bir durum yaşar. 

Edebiyat ve Nostalji

Edebiyatta, nostalji konusunu işleyen en iyi eserlerden biri ise Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde adlı eseridir. Romanın ana karakteri bir çeşit çikolata olan Madlen’i çaya batırarak yer ve bu sırada yediği pastanın tadı, aklına çocukluk döneminde teyzesinin evindeyken aynı ikramları yediği çocukluk döneminin hatıralarını çağrıştırır ve nostaljik duygular hisseder. Proust’un bu en ünlü eseri edebi açıdan da çok farklı bir yere sahiptir. Resmi olarak dünyanın en uzun romanı unvanına sahip olan eserini Proust, annesinin ölümünden sonra 1905 yılında yazmaya başladı ve ölüm tarihi olan 1922 yılına kadar (17 yıl boyunca) eseri üzerine düzeltmeler yaptı. Ancak eserini tam anlamıyla tamamlayamadan hayata veda etti. 

Nostalji konusunu en iyi işleyen eserlerden Marcel Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde” adlı kitabı 1.5 milyonun üzerinde kelime barındırır. (Çizim: L.K. Hanson)

Sinema ve Nostalji

Nostalji, edebiyattan sanata, özlem duyulan birçok unsuru temsilen kendine ifade alanı bulmuş bir duygudur, hissediştir. Sinema alanında ise zaman konusunda çok sanatsal çalışmaları olan Andrei Tarkovsky’nin 1984 yılında çektiği Nostalji adlı filmi bu eserlerin başında gelir. 

“Tarkovsky, Nostalgia filminde yaşamın imkansızlığından, özgürlüğün olmadığından bahseder. Eğer aşka sınır koyarsak insan tamamen şekilsiz bir hale gelir; aynı şekilde eğer manevi yaşama sınır koyarsak insan büyük bir sarsıntı geçirir. Bazıları bunu diğerlerinden daha güçlü hisseder; dünyayı aşk eksikliğinden kurtarmak için kendilerini tamamen bir başkasına adarlar. Bir “kurban” gibi. Bu aşka, içinde yaşadığımız dünya tarafından sınırlar konulduğunu gördüğü zaman insan acı çekmeye başlar. “Nostalgia” nın kahramanı, dost olmanın imkansızlığından, dünyayla dostluk içinde olamamanın olanaksızlığından acı çeker. Bununla birlikte kendisi kadar acı çeken bir dost bulur: Deli Domenico.”

Andrei Tarkovsky’nin son filmi Offret (The Sacrifice / Kurban) filminden bir bölüm.
Andrei Tarkovsky’nin Nostalji filmini Rusya dışında sürgünde olduğu bir dönemde çekmesi filmin atmosferine yansıyan önemli detaylardan biridir. Tarkovsky her ne kadar filmlerinde farklı manzaralı filme alıyormuş gibi görünse de aslında “zihinsel manzaraların” resmini çizer sinematografisinde. Manzaralarında kolay kolay şehirleri, özellikle çalışılmış kareleri bulamayız. Ingmar Bergman filmlerinin rüya olduğunu ifade ederken, Andrei Tarkovsky ise “benim filmlerim manzaradır” der.
Andrei Tarkovsky’nin sanatın amacı, yalnızlık duygusu ve yaşam üzerine fikirlerini paylaştığı nadir bir röportajı.
Yönetmenin en çok etkilendiği manzara ressamlarından biri olan Friedrich Casper David’in Eldena Harabesi adlı tablosu. Eldena harabesi “Nostalji” filmindeki kilise harabesinin esin kaynağıdır. Eski, yıkık dökük harabelerin bir diğer anlamı ise hem Tarkovsky hem de F. C. David için eski harabelerin, eski inanışların ölümünün sembolü olmasıdır. 

Solastalji Nedir?

Solastalji etimolojik olarak, “teselli, avuntu, konfor” anlamlarına gelen Latince sōlācium teriminden köken alır. “-algie” soneki ise Fransızcada “acı, ağrı” anlamlarına gelir . Solastalgia kelimesi bu nedenle güvenli alanını, evini, ilkel anlamda korunaklı mağarasını kaybetmekten dolayı kişinin yaşadığı “psikolojik ağrı” anlamına gelir.

Solastalji, insanın güvenli alanını kaybetmesinden dolayı duyduğu acıdır.Art work by Bea Fremderman

Solastaljiyle Özdeşleşen Kaygılar

Solastalji, genel olarak, insanlarda aşağıda sıraladığımız şekillerde duygu/davranış ve düşüncelere yol açabilir:

  • Öfke
  • Kaygı
  • Depresyon
  • Umutsuzluk
  • Tehlike
  • Yorgunluk ve uyku sorunu
  • Temelsiz veya huzursuz hissetme
  • Güvensiz hissetmek
  • Keder
  • Suç
  • Çaresizlik
  • İştahsızlık veya aşırı yeme
  • Kimlik kaybı
  • Kurtarma yorgunluğu
  • Huzursuzluk
  • İntihar düşüncesi

Dünya dışında insanlığın henüz başka bir yaşam alanı, başka bir evi yoktur. Dünyada küresel ölçekte insan hayatını direkt etkileyen sorunlara baktığımızda; iklim değişiklikleri, küresel ısınma, mevsimlerin sürelerinin değişmesi, kuraklık, biyolojik çeşitliliğin azalması, fosil yakıtların çevreyi ve doğayı kirletmesi, nüfus göçleri ve savaşlar insanları ciddi anlamda etkilemekte ve ilişkili olarak zihinsel sağlıklarını etkileyen bazı kaygı durumlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir:

  • Çaresizlik hissi: «Gezegenin ekolojik felaketiyle karşı karşıya olduğumda kendimi tamamen bunalmış hissediyorum, ne yapabilirim?», «Gezegenin durumundaki eğilimi tersine çevirmek artık mümkün değilse, bugün nasıl davranmalı?»
  • Kontrolü kaybetme hissi: «Tüm bu kolektif bozulmalar karşısında bireysel eylemimin kapsamı nedir?» (Dünya bu kadar büyük güçler tarafından felakete sürükleniyor, benim yapacağım etki neredeyse sıfıra yakın, çok minimal olacaktır gibi düşünceler. Ben mi kurtaracağım bu dünyayı?)
  • Anlam kaybı hissi: «Dünya bu kadar kötü gidiyorsa ve her şey mahvolmuşsa yaşamaya devam etmenin ne anlamı var?»
  • Geleceğin korkusu: «Çocukların bu dünyada nasıl büyüyecek? Hayatım boyunca hangi felaketlere tanık olacağım?»
  • Üzüntü: «Ben gezegenin durumu hakkında büyük bir ağrı/keder/üzüntü hissediyorum»
  • Pişmanlık: «Dünyanın bu hale gelmesine neden izin verdik ?»
  • Kronik anksiyeteden panik atağa ve uykusuzluğa kadar farklı alanlarda anksiyete bozuklukları
  • Çocuk düşüncesi etrafında sorgulama: «Bugün bir çocuğumuz olursa yarın nasıl bir dünyada yaşayacak?»

Her insanın farklı bir dünyası, tepkisi ve yaşantısı olduğunu göz önünde bulundurarak şunu söyleyebiliriz:

Solastalji duygusunu her insan aynı düzeyde ve şiddette yaşamaz. Kimi insanların stres ve travmatik durumlarla baş etme becerileri daha iyi düzeydeyken kimi insanlar bu durumdan çok daha yüksek düzeyde etkilenebilirler. Özellikle yaşam alanı anlamında alternatifleri olmayan insanların solastaljiden dolayı ortaya çıkan psiko-stresi daha yoğun şekillerde yaşarlar. Bu konudaki bazı çalışmalar göre sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan insanların solastaljiden daha az etkilendiklerini belirtmektedir. 

Diğer anksiyete çeşitlerinde olduğu gibi Solastaljinin varlığı eğer kişinin hayat kalitesini, psikolojisini olumsuz yönde etkilemediği sürece problemli bir durumdur denemez. Bir açıdan solastaljinin hissedilmesi insanları doğa için bir şeyler yapma, içinde bulunduğu sağlıksız durumun farkına varıp bunu değiştirme konusunda harekete geçiren bir duygudur aynı zamanda.

Solastalji konseptinin yaratıcısı olan « Solastalgia: Çevresel Değişimin Neden Olduğu Tehlike » ‘nin yaratıcısı Glenn Albrecht‘in orijinal makalesini incelemenizi öneririm. Albrecht’e göre, solastalji, eve dönmenize rağmen geçmeyen ev özlemini tarif eder.

Nostalji ve Solastalji 

Nostalji, kişinin evinden, özlediği yaşantıdan uzakta olmasından dolayı ortaya çıkan üzüntü ve özlem durumunu ifade ederken, Solastalji ise iklim değişiklikleri, çevresel değişiklikler ve doğal afetlerden dolayı kişinin evinden uzaklaşmadan, evine duyduğu özlemi ifade eder. Solastalji, nostaljinin tam tersi bir duyguyu, durumu ifade eder.

Nostalji, kişinin evinden uzakta olmasının neden olduğu ve oraya dönerek düzeltilebilecek olan vatan hasreti, üzüntü veya özlem durumunu tanımlar. Bu, iklim değişikliği, çevresel faktörler veya diğer doğal afetlerin etkileri nedeniyle kronik travma, özlem veya umutsuzluk deneyimini tanımlayan solastaljinin tam tersidir.

Kaynakça

  1. Éco-Anxiété, Solastalgie
  2. Solastalgia Nedir?
  3. BBC Solastalgia
  4. Climatic Anxiety
  5. Solastalgia definition, symptoms, traits, causes and treatment
  6. Solastalgia- Bea Fremderman

WhatsApp Mesajı
Psikolog D. Kenan Akyol
Merhaba, psikolojik danışmanlık bilgi ve randevu talepleriniz için Whatsapp üzerinden mesaj bırakmanız yeterlidir. En kısa sürede size dönüş yapılacaktır.